16 Mayıs 2007

Bilinçaltı Tuhaf Şey

Rüyamda çok garip bir kurulu düzenin içine düşmüştüm. Başka bir hayattı hayatım, ve şimdikiyle alakası yoktu. Bir apartmanın birinci katında oturuyorduk ve evimiz babaannelerimizin evlerini andırıyordu. Kahverengi, eskitme, karanlık, kalın perdeli, küpürlü tüllü bir hayat. Ama arka bahçede havuz vardı. Havuzda gençler daha önce hiç görmediğim bir sporda yarışıyorlardı. Onlara katıldığımda da müsabaa gösterip, ilk oyunda benim kazanmamı sağladılar.

01 Nisan 2007

içimizden geçen tramwaya binmek!

sandman: tramvay konusunda iletini hala geri çekmemişsin anlaşılan bende iletimi bir üst merciye taşıyacağım
auroboros:geri çekmeyeceğim, sözümün eriğiyim
sandman: AL SANA OZAMAN
bu iletime ne cevap vereceksin ha! evet yaman birisin doğrusu sözünün arkasında duracak cesaretin takdirimi topladı ama bir yandanda tramvaya hakeret eden birine taviz veremem senin gibi yüz adamım olsa meksikayı ele geçirirdim
auroboros: o söz öyle değil bi kere uyduruyosun
ayrıca senin yüzünden bütün explorerlarım kapandı
sandman: neee? benim yüzümdenmi ne alaka
benim ne suçum var? sen tramvayı sevmiyosun diye oda senimi sevmicek
auroboros:senin yüzünden işte
ülkenin gerçek bel kemiği neydi diye bakıcaktım
unuttum ne var
yeni bi explorer açınca hepsi kapandı
hain bilgisayarım senden yana
sandman:ehuahuaha ülkenin tek gerçek bel kemiği tramvay ezgi bunu kabullen
auroboros:hayır esnaf
auroboros:bu arada şuanki polemiğimizi aslında hoşuma gitti
sandman:ehuhua benim hoşuma tam gitmedi tramvaya olan sevgim ruhumda derin yaralar açıyo istiyorumki sende anla tramvaya ne kadar ihtiyacın var bir bilsen senelerdir yanından geçip duruyosun bir yüz versen onsuz yapamican:D
auroboros:haklı olabilirsin tamam ama tramway kalabalık kadıköy için oldukça gereksiz bişey. arabası olanlar düşünsün bunu. benm arabam yok
o zaman kadıköydeki tramwaya sonra da taksimdekine binicez ordan da içinden tramway geçen şarkı oyununu izlemeye gidicez

08 Kasım 2006

Coştum

Zaman zaman kavga etsem de severim elektronik cihazları, teknolojik aletleri, iletişim ve ulaşım araçlarını, çayı, kahveyi..
Mesela gün boyu 60 metrekare alana sıcak hava üfleyen bir klimanın espri anlayışı oldukça gelişmiş oluyor. Şömine sesi çıkaran bu klima bozulmuş mudur sence? Hayır.
Herkes benim gibi düşünmez tabi. Kim yanlışlıkla çarptığı araba kapısına “Pardon!” diyor ki şu günlerde. Insanlık ölmüş. Ya da bilgisayarın onun arkasından işler çevirdiğini düşünüyor. Benim o yüzden monitörle aram pek iyi diildir.
Peki ya telefona ne demeli? Ondan hoşlanmadığımı sölediğim 47 kişiden biri bundan ona bahsetmiş olmalı ki…
Bozuldu!

01 Ekim 2006

Nezle kedi hapşuruğu ve çiçek kokusu..

Anneannem beni koklayarak öpüp, "imsak vakti geldiniz" dedi. İçeri girdim, çantamı yere koydum. Yorgan aramaya çoktan başlamıştı anneannem. Tek kelime edilmeden kardeşime güzel bir yatak hazırlandı. Bu sırada uyuyan iki kuzenimi ve teyzemi öptüm, üstlerini örttüm. Oturma odasına döndüğümde, çekyatı açmaya çalışan melek bir kadınla karşılaştım. Hemen yardım ettim, koltuğun bir bacağı yoktu. Yerine üstüste 2 yastık kondu. Beni taşımaz diye düşündüm. Ama annanemdeki bütün yastıklar çok serttir. Başka evlerde kitaplara yüklenen bu gibi görevleri anneannemin evinde yastıklar alır. Neyse, çekyata temiz bir çarşaf gerdi, üzerine de bir yorgan serdi. İstediğim an yatıp uyuyabileyim diye yorganın köşesini kıvırdı. Sonra yastığımı kılıfıa sokarken yorulup koltuğa oturdu. "Eee.. kızım.. Nasıl gidiyor?" dedi. Ben de uygun bir dille taşınmamızı, annemin işlerini, benim okula neden giremediğimi anlattım. "İyi, kızım iyi.. taşınmak iyi" dedi yastığı bana uzattı, "hadi uyu şimdi.." dedi, gitti.
Uykuya dalmak üzereydim ki, koridordan burnu tıkalı kedi hapşuruğuna benzeyen tuhaf bir ses geldi. Kafamı kaldırdım, oraya buraya baktım. Güzel bi koku geldi, odaya doldu. Aniden aklıma saat başı parfüm püskürten alet geldi. Uyudum.

29 Eylül 2006

Hüzün ve üzüm..


Ben de Ege Bölgesinde bi’ şarap turuna çıkmak istiyorum, 7 günlük. Manisa falan… Ama once paraya kıyıp Taksimde şöyle iyi bi şarap içicem. (bakiym gerçekten bi, şarap iyi olursa içebilicem mi?) 1961 Cheval Blanc felan varmıdır. Miles’I çok sevdim. Ayrıca özentiyim. O yüzden artık şarapçıyım :PŞu asyalı kızın evinde şarabın onlara ne ifade ettiğinden bahsediyorlardı ya! O zaman ağzım kamaştı işte. “Ah bee!” dedim.Kesinlikle filmi izlerken yanında şarap olmalı insanın. Güzel Marmara bile olsa once bardakla havada yuvarlaklar çizer, şarabın oksijenle karışmasını sağlayıp koklardım. Sonra bi yudum alır, içinde neler olduğunu saymaya başlardım =)) “Hmm.. öküz gözü, üzüm.. ee.. peynir..”Herneyse! Ben şaraptan falan anlamam! Alexander Payne anlarmış, film için bir şarap listesi hazırlamış. Yani Miles’ın sevmediği şu şarap varya Merlot, yönetmen sevmezmiş aslında onu..Ramazan zamanı böyle film mi seyredilir? Pazar gününe kadar anneannemde kalıcam, şarapsız napıcam bilemiyorum.

12 Eylül 2006

..

Açıkta kalmış birinin suratında devamlı embesil bir sırıtış olur. Kafasında bir kaç tilki geziyor. Sınavlarda çizdiklerini elleriyle yapsaydı böyle olmazdı tabi. Resmi yapan el değildir. Yanlızca bir okulun dışındakiler elleriyle resim yapanları alıyor bu sene onu anladım. Kendine pembe camlı bi gözlük alıp onla gezicek bir sene. Olsun yaşım da küçüktü. Geri kalmam ki! Okula gitmemek kroluk gibi gelirdi haha. 1 sene kroyum öyleyse. Sktret!İlk defa gazeteye baktı geçen gün, gördüm. Barış Manço diye bi vapurda Mozart dinliycem. Bi de hiç bal yemiycem.

10 Ağustos 2006

Timsahın yalpakçısı soytarı pislik!..

Ortasında ahşap bir kulube bulunan bir orman varmış. Bütüüün orman adeta kulubenin bahçesi görünümündeymiş. Ormanın bir de kralı, timsah varmış. zamanında eski kral aslanı yiyip, başa geçmiş ve ormanda olan biten timsahtan sorulmaya başlamış. Bir de timsahın soytarısı mavi kuş varmış. Her sabah 10 - 11 saatleri arasında timsahın krallığına gelirmiş, karın tokluğuna çalışan zavallı. Onu eğlendirir, dişlerindeki yemek artıklarını yermiş. Bir sabah yine aynı saatlerde timsahın yanına gelmiş, soytarılık yapmış onu eğlendirmiş, birkaç getir-götür işi yapmış ve yine timsahın dişlerinden o günkü yevmiyesini almış. Ağzında da yavruları için biraz yemek artığıyla eve doğru yola koyulmuş. Hergün yuvasına gitmek için yanından sola döndüğü büyük söyüt ağacının yanından gene sola dönerken, bir anda ağacın içinden bir martı önüne fırlamış. Az daha çarpışacaklarmış. mavi kuşun ödü bokuna karışmış, ağzındaki yemeğini de yutuvermiş. Martıya küfredip ordan uzaklaşmış. Elma ağacının tekdeki bir elmayı didikleyip yavrularına götürmüş. Fakat elma yavruların karnını doyurmaya yetmemiş. bir yerlerden balık, kurt, solucan gibi bişeyler bulması gerekiyormuş. Çocukluğundan beri timsahın ağzından beslendiğinden öyle şeyleri nasıl bulabileceğini pek kestiremiyormuş. Elma ağaçlarındaki tüm elmalara bakmış. Ama hiçbirinde elma kurduna falan rastlamamış. "Zoktuumun ormanını ilaçlamışlarmı naapmışlar ya?" demiş.
Hava kararıyormuş. Yavrularının aç olduğunu hatırladıkça mavi kuşun da içi kararıyormuş. Ortalıkta uçuşup bakınırken, büyüük bir ağacın dalında oturan heybetli bir baykuş görmüş. Yanına gitmiş. "Merhabaalar nasılsınızz?" demiş. Baykuş "İyi olmaya çalışıyorum. Yeni uyandım, üzerimde bir uyuşukluk var. Kusura bakmayın." demiş. Mavi kuş, 'ben sabahtan beri koşuşturuyorum, sen otur göbek büyük, olcak işmi?' diye düşünmüş. "oh ne iyi, ne iyi" demiş. "Yaa Baykuş, sen bilirsin! Et benzeri bişeyler nerden bulabilirim bu saatte? ya daa hanım yenge kurufasülye-pilav yaptıysa onun etinden, pastırmasından azıcık alıveririm" diye eklemiş, mavi kuş. Baykuşun bir anda bakışları değişmiş. İç çekmiş. "Benim hanım... artık yok, onu yıllar önce kaybettim" demiş. Mavi kuş "özür dilerim abi ya, başın sağolsun, çok üzüldüm ya. Allah rahmet eylesin" falan demiş. Baykuş bu kaybı çok içerlediğinden hatırladıkça sinirleri bozulurmuş. Mavi kuş konuyu değiştirmek maksadıyla " Abi hep merak ettim, siz baykuşlar nasıl oluyorda her boku biliyosunuz? sizin okuyabileceğiniz boyutlarda kitaplar, ansiklopediler mi basılıyo a.k" demiş. Baykuş piposunu içmeyi bırakmış. Mavi kuşa kızgın bakışlar atmış. Bilgelik, erdemlilik hakkında bişeyler zırvalamış. Mavi kuş içinden "ulan!" demiş. Dışından da "Baya kendini beğenmişsinizmiş" demiş. Baykuş hapşurmuş. Çok sinirlenince hapşururmuş. Sonra "Senin... adını çıkarırım. Dokuz ormandan kovarlar.. timsahlara yem ederim seni. Bir gün dişindeki bokları kemirmeye gittiğin o timsah ağzını kapatır..." demiş. Mavi kuş da "Nah!" demiş. Dönmüş arkasını gitmiş.
Küfrederek ormanın üzerinde şuursuzca süzülüyormuş. Bir tilki çarpmış gözüne. Yanına gidip, "nerden proteinli karbonhidratlı bişeyler bulurum?" diye sormuş. Tilki "bak şurda bir kulube var aşşapdan" demiş. "Orda yaşşayan avcı, manyak. Hergün tilki avlıyo etini yiyyo, kürkünü de kıçına başına takıyo. Geh götüreyim seni bacadan falan girer alırsın etinden sütünden. Bu sabah bizim Füsun'u avladı" demiş.Kulubeye vardıklarında mutfağın penceresinin açık olduğunu görmüşler. Mavi kuş hemen kulubeye yönelmiş. Aralık penceresen içeri sızmış. Eti bulup büyükçe bi parça kopardı. Hemen tilkinin yanına döndü. "Abuaalduambua.." demiş. Tilki " Ne dion be? Şu ağzındakini çıkar da öyle konuş" demiş. Mavi kuş ağzındaki eti, 1987 fırtınasında devrilen deev söğüt kütüğünün üstüne koymuş ve "Bişey demiyorum abi aldım işte diyorum!" demiş. sonra ordan burdan tilkiler çıkmaya başlamış. Mavi kuşa doğru yürüyüp, "o et bizim; git kuş!" demiş aralarından biri. Mavi kuş da bizim tilkiye dönüp "Ne dio bu arkadaş?" demiş. Tilki " Evet, o et bizim! hadi git şimdi" demiş. Bu olanlar mavi kuşun gücüne gitmiş. "Ayıp ettin! İsteseydin sana da alırdım" demiş. Tekrar kulubeye gitmiş bu sefer hırslanıp daha büyük bi parça koparmış. "Bunla bi hafta idare ederim timsaha da gitmem güzel bi tatil olur hem" diye düşünmüş. Yuvasına gitmiş.
Ertesi sabah avcı erkenden uyanmış. Penceresinden önce gökyüzüne sonra ağaçlara, otlara düşen çiğe bakmış. Kahvaltı için mutfağa gitmiş ve etinin bayaca didiklendiğini görmüş. Çok sinirlenmiş. Yapana beddualar yağdırmış. Sonra tezgahın üstünde mavi bir kuş tüyü görmüş. "Hmmm.. Şimdi anlaşıldıı. Bunu yapsa yapsa timsahın yalpakçısı soytarı pislik yapmıştır" demiş. Hemen tüfeğini almış timsahın kraliyetine gitmiş ve çalıların arasında mavi kuşun gelmesini beklemiş. Hava kararana kadar beklemiş. Kuş gelmeyince eve dönmüş.
Bu sırada timsah bütün gün çalıların arasından hışırtılar duyup, kıllanıp durmuş. Bütün gece uyuyamamış. ertesi gün. Avcı gene çalıların arasına gelip onları hışırdatınca haberi olmadan, timsah gene bütün gün kıllanmış ve mavi kuş evinde rahatmış. Bu sefer gece olup da timsah uyumaya karar verdiğinde aklına bi fikir gelmiş. Yatağının başına en güvenilir muhafızlarından 3 ünü dikmiş; tilki, flamingo ve kirpi. Ertesi gün durum gene aynı olunca timsah eski arkadaşı kunduzu aramaya karar vermiş.
Kunduz'un ailesi henüz o çok küçükken saçma şeyler yaparlarmış. Ormandaki çaya baraj yaparlarmış. Orda bi göl oluşunca tavşanlar, sincaplar ölünce barajı kaldırır başka yere yeni bi tane yaparlarmış. Gene aynı şey olurmuş. Çok sincap ölmüş bu yüzden. Ama bizim kunduz öyle değilmiş. Baraj yapımına katılmayı hiçbi zaman kabul etmemiş. Hep saçma şeyler sorarmış onun yerine. Büyüyünce de dedektif olmuş.
Timsah kunduza olan biteni anlatmış. "Acaba tahtımda birilerinin gözümü var?" demiş. Kunduz o gün bu olayı araştırmak üzere kraliyetten ayrılmış. Avcı gene 'mavi kuş gelir' umuduyla çalılarda gizlenmiş.Birkaç gün böyle devam etmiş. Bi akşam baykuş timsahı ziyarete gelmiş ve Mavi kuşun ona yaptıklarını anlatmış. "Söylediklerimi havada bırakma, timsah" demiş. Timsah da "Tabii kadim dostum, gereken yapılacak" demiş.
Ertesi sabah mavi kuş heralde eti bitince timsaha iş için tekrar gelmiş. Avcı tüfeğiyle çalıların arasından işini bitirmesini beklemiş kuşu vurmak için. Mavi kuş her zaman ki gibi soytarılık yapmış. Timsah her zamankinden daha çok kahkaha atmış. Sonra kuş timsahın dişlerini temizlemeye başlamış. İşini tam bitirmek üzereyken timsah ağzını pat diye kapamış, kuşu çiğneyip yutmuş. Bunu gören avcı huzur içinde kulubesine dönmüş.
Akşam saatlerinde kunduz gelişmelerle timsahın yanına gelmiş. Edindiği bilgilere göre; eski kralın gayrimeşru bir oğlu varmış. Babasının kral olduğunu öğrenmiş ve çok yakında timsahı tahtından etmeye kararlıymış. Çok yakında çıkagelmiş. Timsahı yenmiş ve başa geçmiş.